İŞGAL- ESARET VE KURTULUŞA DOĞRU


Abstract views: 17 / PDF downloads: 6

Yazarlar

  • M. Salih MERCAN Bitlis Eren Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Bitlis/Türkiye

DOI:

https://doi.org/10.26450/jshsr.52

Anahtar Kelimeler:

Osmanlı İmparatorluğu, İtilaf Devletleri, İşgal, Vaziyet, Beyan

Özet

Osmanlı İmparatorluğu Harpten mağlup çıkmış, ülkenin birçok önemli yerleri düşman tarafından işgal edilmiş, orduları
dağıtılmış, silah depolarına el konulmuş, Meclis-i Mebusan ortadan kaldırılmış, sonuçta bütün varlıklarımız sıfıra
indirilmiş ortada hakikaten hiçbir mana ifade etmeyen ve kandilde yağ tükenmiş bir fitildeki kâh kararan, kah açılan bir
ışıkçık gibi heyula ve durmadan değişen bir yönetim ve karşıda Osmanlı İmparatorluğu’nu yok etmek isteyen mağrur
İtilaf Devletleri yani galip müttefik devletler.
Galip müttefik devletlerin Türkiye ile barış yapmak için gösterdikleri şiddetli istek, Aralık 1919 sonlarına doğru son
derece azalmış ve barış belirsiz bir zaman bırakılmıştı. Onların maksatları, Türkiye üzerinde kendi çıkarları için
olupbittiler meydana getirmek ve bunları Türkiye ile yapacakları barışa temel saymaktı. İşgalleri altında bulunan Adana
iliyle Aydın ilinin ( Muğla Sancağı hariç) ve bu iki işgal bölgesine paralel olarak Antalya ve çevresinin buraları işgal eden
devletlere; boğazların ise İngiliz egemenliğine bırakılması isteniyordu. Boğazlar Müttefiklerin Türkleri yok etmek için
düşündükleri ikinci tedbir de, fiilen yürütmekte oldukları müşterek idareden yararlanarak Türkiye’yi içten çökertmekti.
Bunun için de, o sırada memleketteki iç siyasi bozukluğu bir vasıta olarak kullanmaları mümkündü. Bu suretle ilk iş,
Türk milli kuvvetlerinin çözülüp erimesini, sonra da elde kalan silah ve cephanenin faydalanılmaz hale getirilmesini
sağlamaktı.
Anadolu’daki bu düşünce ve durum karşısında, İstanbul’da kurulmuş olan Meclisi Mebusan’da ve hükümette hatta
Anadolu milli harekâtına fiilen katılanların bazılarında Heyeti Temsiliye ve Kuvayı Milliye faaliyetlerinin durdurulması
ve kurtuluş davasının Meclis-i Mebusana ve hükümetin sevk ve idaresine bırakılması fikri açıkça hissedilmeye
başlanmıştı. Nitekim Sadrazam Alı Rıza Paşa da beyanname ve tamimiyle ( 9 ve 14 Şubat), meclis varken hiçbir kuruluşun
“İrade-i Milliye” adına artık konuşamayacağını ilan etmişti. Uyguladıkları ikinci plan, sık sık hükmet değişikliği
sağlayarak kendi istediklerine göre bir hükümet teşkilini gerçekleştirmek amacıyla Osmanlı hükümetlerine devamlı baskı
uyguladılar. Bu sırada Heyeti Temsiliye Ankara’ya hareket etmişti, Heyet-i Temsiliye Ankara’ya ulaştığı sıralarda
İstanbul’da da önemli olaylar meydana gelmekteydi. İngilizlerin baskısı sonu, Mersinli Cemal paşa Harbiye
Nazırlığı’ndan istifa etmiş, yerine Fevzi Paşa (Mareşal Fevzi Çakmak) tayin edilmişti. Yönetimde bulunan Ali Rıza Paşa
kabinesi, işgal kuvvetlerinin, Milli Mücadeleyi olduğu yerde bıraktırmak için devamlı ağır tazyiki altında idi. Hürriyet ve
İtilaf ile mandacılar ve Damat Ferit Paşa taraftarları da padişahın çevresinde toplanmışlardı. Ali Rıza Paşa Hükümeti,
Damat Ferit Paşa kabinesi ile kıyaslanmayacak şekilde Milli Mücadele müsamahakâr idi. 

İndir

Yayınlanmış

2017-06-30

Nasıl Atıf Yapılır

MERCAN, M. S. (2017). İŞGAL- ESARET VE KURTULUŞA DOĞRU. International Journal of Social and Humanities Sciences Research (JSHSR), 4(10), 207–228. https://doi.org/10.26450/jshsr.52